Tercüme ve Çeviri üzerine çalakalem…
18 Mar
Avrupa çapında yüzlerce çalışma masası mercek altına alınarak, sahiplerinin kişilikleri incelendi. Araştırma sonucunda, çalışma masası düzeninin, iş hayatında yükselmeyi de etkilediği ortaya çıktı.

Logitech şirketinin yaptırdığı araştırma sonuçlarında çalışma masalarının kişiliğimizi yansıttığı ve iş hayatındaki yükselmeleri etkilediği bildirildi.
Psikolog Cary Cooper, büro animatörü, düzen fanatiği, ailesine düşkün tutarlı kişi, tasarım aşığı lider ve kaosun hakim olduğu dahi olmak üzere toplam 5 ayrı kişilik tespit etti. Bu 5 ayrı kişilik tahlili ise şöyle:
“Büro animatörü olarak tanımlanan kişiler masalarına sürekli yeni ve ilgi çekici eşyalar koyarlar ve eğlenmekten hoşlanırlar. Genellikle güler yüzlü olan bu kişilikler takım çalışmasını sever ve takımı bir arada tutmaya çalışsalar da çoğu zaman ciddiye alınmamaktan şikayet ederler.
Masaları düzenli ve temiz olan düzen fanatikleri, güvenilir, fakat duygularını gizleyen kişiliğe sahip.
Masalarına çocuklarının, eşlerinin, arkadaşlarının fotoğraflarını ve hatıra olarak verilen eşyaları koyan ailesine düşkün tutarlı kişiler ise vefalı, ailesine ve arkadaşlarına değer veren kişilerdir.
Tasarım aşığı lider tipinin masasında ise özgün stil ve yüksek teknoloji ürünü eşyalar dikkati çeker. Bu kişiler, tuttuğunu koparır, profesyonel çalışır, fakat duygularını dile getirmekten kaçınır.
Kaosun hakim olduğu ‘dahi’ olarak adlandırılan insanların masaları çok düzensizdir. Önlerinde kitapların ve dosyaların dağ oluşturduğu bu kişiler, araştırmaya göre, heyecanlı ve spontane, fakat güvenilmez olabiliyor”.
Ayrıca araştırma sonucunda, çalışma masası düzeninin, iş hayatında yükselmeyi de etkilediği belirtilirken, araştırmaya katılan üst düzey yöneticilerin yüzde 70′inin çalışma masası düzenli olan kişileri tercih ettiği ve yüzde 55′inin çalışma masası düzensiz olan kişilerin güvenilmez ve dikkatsiz olduğunu düşündüğü ifade edildi.
17 Şub
Yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’deki Google benzeri sitelerin online sözlük sitelerinden gelebileceği konuşuluyordu. Bizi bu iddiaya iten, internetteki içeriğin devasa bir bölümünün İngilizce olması, ve Türkiye’deki İngilizce okur-yazarlık oranının düşük oluşuydu. İşte bu ters orantı, internet deryasına giren Türk internet kullanıcılarının, online sözlüklere saldıracağının birincil işaretiydi bizim için.
Tam bunun üzerine, Seslisözlük‘ten sonra en büyük online sözlük oyuncusu Zargan‘ın bazı web istatistikleri duyuruldu . Tablo iç açıcı:
Aylık Tekil Ziyaretçi Sayısı: 800,000
Günlük Sayfa Gösterimi: 1,000,000
Ek bilgiler için şu adrese bakın: http://www.zargan.com/livemembers.asp

Buna göre Zargan ziyaretçi sayısı 10 ayda 7 katına çıkmış. Sayfa gösterimi de 2 katına fırlamış. Yetkililer bunu ADSL’nin yaygınlaşmasına, önceki yazılarda da şikayet ettiğimiz üyelik sistemini kaldırmalarına ve yeni tasarımdaki sözcük önerme gibi sayfa gösterimini arttırıcı etkenlere bağlıyor.
Gerçek olan tek şey tablonun etkileyici olduğu. Yazının başındaki savımızı destekleyen bir diğer örnek de Facebook’dan geldi. Medyamızın şişirmesiyle Türkçe alternatifleri bırakıp Facebook’a hücum eden Türk kullanıcısı, Facebook’u kullanabilmek için yıllarca değiştiremediği tarayıcısını TürkçeFacebook adlı Greasemonkey destekli Firefox’la değiştirdi! Ve tabi bu da, yapımcılarını epeyce ödüllendirmiştir diye tahmin ediyoruz.
Son olarak, oynanabilirliği su götürmez bir gerçek olsa da bakmaktan hala vazgeçemediğimiz kaynak, Alexa da yetkililerin söylediklerini onaylıyor. İşte Zargan ve onun en önemli rakibi Seslisözlük’ün karşılaştırmaları:

Seslisözlük hala daha büyük, ama Zargan’ın arabirimi, şahsen bizim kalbimizi daha çok çalıyor.
Peki herşey bu kadar mı? Hayır, online sözlük rekabetçilerinin daha çok tarayıcı eklentisi ve GreaseMonkey script’i ile işlerimizi daha kolaylaştırması lazım. Seçili metni otomatik çeviren bir eklenti çok işimize yarardı mesela.
Web sayfa içeriklerini kelime kelime değil de direkt tercüme etmek için çalışan makine çevirisi sitelerine gelince… Bu konuda uzun süre çalışmış biri olarak, ne mevcut hemencevir benzerlerinden, ne de TTGV tarafından 1,5 sene önce 500,000 $ ile desteklenen geliştirme aşamasındaki projemizden umutluyum. Makine çevirisi ciddi bir bilimsel araştırma konusu ve tatmin edici sonuçları sadece Türkler değil, kimse tam anlamıyla henüz alamadı. Bu konuda Google’ın yeni istatistiksel yaklaşımı bir noktaya kadar umut verici; üstelik modüler yapısı sayesine yeni bir dili desteklemeleri, daha önce hiç olmadığı kadar kolay. Ancak Google’ın son olarak geçtiğimiz ay içerisinde çıkardığı Türkçe dil desteği de şu an için çok zayıf. İleride kullanıcı geri beslemeleri ile ne kadar yol alır bilinmez…
16 Şub
Geçtiğimiz aylarda Amerika’nın Nevada eyaletine bağlı bir şehire mahkeme çevirmenliği için gittim. Amerika’da eğlence esnasında yaşadıkları bir dizi olayı takiben, iki Türk vatandaşı demir parmaklıklar arkasına atılmıştı. Yaşları 22 ve 20 olan bu gençler İngilizce dilini yeteri kadar bilmiyor olmalarına rağmen, bir takım dokümanlara imza atmaları sağlanmış ve sonuçta kendilerini hapiste bulmuşlardı.
Ben Amerika’ya vardığımda olayın üzerinden yaklaşık 10 gün falan geçmişti. Türkiye’den Amerika’ya çocuklarını kurtarmak için giden aileler ile birlikte onlara refakat ederek Amerika’ya gitmiştim. Avukat tutulma aşamasından mahkeme aşamasına kadar sürecin içerisinde bizatihi bulundum.
Amerika’da mahkeme çevirmenliği yapma şansı bulduğum bu ilginç olayla birlikte, tüm Amerikan filmlerinde görmüş olduğum mahkeme ve cezaevi görüntülerine yakından tanık olmak gerçekten çok farklı bir duyguydu benim için. Daha önceden Amerika’ya farklı vesileler ile gitmiştim. Bunların herbirinde çok güzel anılar yaşamıştım. Ancak bu sefer Amerika’da bulunma sebebim hiç de hoş değildi. Sonuçta kendi ülkemin vatandaşları olan gencecik çocuklar Amerika’da mahkum durumda idiler.
Daha önceleri Prison Break dizinsinde tanık olduğum bir çok hadise ile orada kaşılaşıyor olmam benim için anlatılmaz bir deneyim. Mahkeme salonlarından tutun da hapishanelerin ve hatta hücrelerin yapısına kadar gözlerim bir çok ince detaya takıldı. Bir tercüman olarak avukatlar ile birlikte mahkumların hücrelerine kadar girip tercümanlık yaptım. Zor koşullar altında görevimi eda ettiğimi belirtmek isterim. Duygusal açıdan zorlayıcı bir çok koşuldan bahsediyorum. Onun dışında zorlayan birşey olmadı beni açıkçası…Çünkü Amerika’yı tanıyordum ve daha önce farklı eyaletlerde bulunmuştum. Ama orada olmama sebiyet veren bu sevimsiz olay (olayın detayına çok girmek istemiyorum) tüm tadımı kaçırıyordu.
Amerikan mahkemelerinde filmlerde de gördüğüm ve hakime “Your Honour” diye başlayan ve biten cümlelerin sayısı inanılmayacak derecede fazla. Her iki tarafın avukatları da cümlelerine bu söz ile başlayıp yine bu söz ile bitiriyorlar. Your Honour…Amerika’da hakimlerin ABD nezdinde çok saygın ve onurlu bir görevi bulunuyor. Bu mertebenin saygınlığına vurgu yapılması açısından bu söz kullanılıyor. Ya da kimi zaman bunun yerine “Your Highness”…Yani hakimlerin, hukukun üstünlüğüne hitap edercesine…Biz bunu çevirirken basitçe “Sayın Yargıç” diye çeviriyoruz. Ancak tabiki bu ifade tam olarak istenilen o derin manayı bence vermeye yetmiyor…
13 Şub
Tercümanlar olarak malesef ki işimiz masa başı. Malesef diyorum yanlış anlaşılmasın ancak masa başı çalışma beraberine bir çok riski ve hastalığı da getirmektedir. Aşağıda masa başı çalışma konusunda tercüme sektörünü de ilgilendirecek güzel bir yazı…

Günümüz çalışma şartları birçok ağırlıklı olarak ekran başında olmayı gerektiriyor. Ancak bazen yanlış bir oturuş, bazen de yanlış bir dokunuş ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Türkmen, bilgisayar başında çalışanlarda en çok rastlanılan şikâyetlerin başında boyun, sırt , aktif olarak kullanılan kol ve buna bağlı olarak da omuz, dirsek ve el bileğinde görülen ağrıların geldiğini belirtti.
“Vücudumuzda taşıyıcı sistem iki tanedir. Bunlardan biri iskelet sistemi, diğeri de ona yardımcı olan kas sistemidir. Eğer kas sistemi çok zayıfsa, vücudun bütün ağırlığı iskelet sistemine biner. Bunun yanı sıra yerçekimi etkisiyle şekilsel bozukluklar meydana gelebilir, kişi giderek öne doğru eğilip, kamburlaşabilir. Bu şekilsel bozukluğa görüş açımızda oluşan değişiklik eşlik eder.. Çünkü bir yandan eğilerek duruşumuzu değiştirirken bir yandan da ekrana bakıyoruz. Farkında olmadan vücudumuzu birtakım zorlayıcı şekillere sokuyoruz. Bu nedenle önce omurgayı düzgün pozisyonda tutmayı sağlamak lazım.”
Prof. Dr. Metin Türkmen, omurga sağlığımız hakkında merak edilen soruları yanıtladı:
Omurga Düzgün Pozisyonda Nasıl Tutulur?
Omurgayı düzgün pozisyonda tutmak için birincisi düzgün pozisyonun ne olduğunu bilmek, ikincisi de düzgün pozisyonda oturmayı sağlamak gerekir. Omurganın fizyolojik eğrilikleri vardır. Bu eğrilikler çalışma anında da korunmalıdır. Boynun ve belin bir çukurluğu, sırtın bir kamburluğu vardır. Bunları korumak için dik durmak şarttır.. Dik durmak için de boyun, sırt, göğüs, bel ve karın kaslarının kuvvetli olması gerekir. İnsanlarda spordan uzaklaşma ve işe yoğunlaşma yaygın olarak görülüyor. Gelişen teknoloji insanları ofislere mahkûm etti. Oturarak bir insanın kas gücünü koruması mümkün değildir. Bunun için günlük egzersizleri hayatımıza sokmak zorundayız. Zayıf olan kaslar yer çekimine karşı vücudu koruyamaz. İşin dışındaki saatlerde en az üç gün kendimize spor yapacak zamanı ayırmak zorundayız. Aksi halde problemler yaşarız.
Laptop Kullanmak Ne Tür Sorunlara Neden Olur?
Laptop kullananlar hep önlerine doğru bakmak zorunda kalıyorlar. Çoğu kullanıcı kişi dizlerinin üzerine koyup öyle çalışıyor. Bu fizyolojik bir duruş olmamak ile birlikte sağlık sorunlarının da habercisi oluyor. Ekran karşımızda durmalıdır. Bu nedenle ofiste çalışanların ekranlarının göz seviyesinde durmasını sağlayabilir. Bu kafayı dik tutmak içindir. Önünüze bakarsanız boynunuz sonra da sırtınız ağrır.
Ofiste Çalışırken Sandalyede-Koltukta Nasıl Oturulmalıyız?
Arkalıklı sandalyede oturacaksanız sırtınız dik, kalçanız geriye dayanmış şeklinde oturmalısınız. Özellikle müdür koltuğu denilen koltukta oturmak anatomik olarak mümkün değildir. Bu koltukta ister istemez önde oturmak gerekir; fakat bu yanlıştır. Bu konumda dizinizi kıvırıp, ayağınızı sandalyeye dayayacak bir pozisyonda oturursanız belinizi koruyabilirsiniz. Oturduğunuz ortopedik iskemleyi kullanmayı da bilmeniz gerekiyor. İskemleyi ayağınız yere değecek şekilde bacak boyuna göre ayarlamalısınız. Doğal oturuş şekli ayağınız yere değdiğinde dizinizin kıvrıldığı şekildir. Masayla olan ilişkinizde ise öne doğru fazla eğilmemeniz gerekmektedir.
Çok uzun Süre Hareketsiz Oturmak Ne Tür Sağlık Sorunlarına Neden Olur?
Uzun süre hareketsiz oturmak sadece boyun, sırt ağrısı değil, kan dolaşımı problemlerine de neden olur. Kanın kalbe rahat gitmesi için bacakların çalışması gerekir. Aksi takdirde bacakta, bilekte ödem, varisler başlar ve hatta hemoroide neden olur. Su içmeniz ve tuvalete gitmek bahanesiyle sık sık yerinizden kalkmanız, oturduğunuz yerde egzersizler yapmanız gerekir. En az iki saatte bir kalkıp dolaşmanız lazım.
Arabada Oturuş Şekli Nasıl Olmalıdır?
Ofis dışında arabada oturuş şekli doğru olmalıdır. En düzgün oturanlar genelde kısa boylulardır. Kendilerini öne doğru çekerler ve görüş alanını da genişletmek için dik otururlar. Arabada belli bir arkalığa dayanarak, dik bir şekilde oturulmalıdır.
Boyun ve Sırt Ağrıları, Tedavi Edilmezse ileride ne gibi Sorunlara Yol Açar?
Bu sorunlar tedavi edilmezse eklemlerde kireçlenme görülür, sürekli bir boyun ağrısı olur. Daha ileriki dönemlerde boyunda ve sırtta fıtığa, omuzda tendon kopmalarına neden olabilir. Çok yorulduğu için el bileğinden geçen sinirlerde oluşan sıkışıklar ciddi sorunlar doğurabilir. Onun dışındaki tendon yaralanmaları ve ödemler kolaylıkla tedavi edilebilir.
Bilgisayar Başında Çalışanların Ayakkabı Seçimi Nasıl Olmalıdır?
Kadınlar topuklu ayakkabı giydiğinde farkında olunmasa da topuk kalkıyor, bel ve diz kırılıyor. Bu bilgede bulunan eklemlerin her birinin geometrisi ayağın yere düz basması için ayarlanmıştır. Ancak topuklu giyildiğinde arkadaki eklemler ve diz kapağı eklemleri bozulur. Ayakkabının ne üstten, ne yandan parmakları sıkmaması gerekir. Ayak topuk içine oturmalı ve rahat olmalıdır. Ayağın üstünde ve yanında belirli bir boşluk olmalıdır. Böylece ayak sıkışmadan istenilen hareketi rahat olarak yapabilir.
Ekran Başında Çalışanlar için En Uygun Spor Hangisidir?
Masa başında, ofiste çalışan kişiler için yüzme en uygun spordur. Haftada iki gün kendinize zaman ayırıp, yüzmelisiniz. Çünkü su içinde yapılan egzersizler en homojen egzersizlerdir. Mesela su dışında kolunuzu kaldırırken sadece kaldırma kasları çalışıyor; yerçekimi etkisiyle indirme kaslarının çalışmasına gerek kalmıyor.. Ama suyun içinde dirence karşı itip, çekiyorsunuz. Her hareket bir egzersiz oluyor. Yüzme, hanımların vücut güzelliği açısından da en iyi spordur.
28 Oca
Çeviri uzmanları arasında çok sıklıkla dile getirilen bir konudur: Çevirilerinizin doğruluğundan emin olun aksi takdirde sunmuş olduğunuz hizmet ya da sattığınız mal komik durumlara düşebilir. Bunu gerçekleştirmedeki ilk adım bir native speaker (Anadili konuşan uzman) kullanmaktır. Bu tercüme sektöründe değişmeyen bir altın kuraldır.
Aşağıda sizlere (bir çoğunu daha önceden gördüğünüz ancak yine de eski olanlar en güzel olanlardır felsefesinden yola çıktığımız) bazı çeviri hatalarını örnekleyeceğim. Bu çeviri hataları farklı ülkelerde İngilizce diline çeviri yapılırken yapılmış hatalardan derlenmiştir.
“We take your bags and send them in all directions” – Havayolu seyahat acentesi, Kopenhag
“Fur coats made for ladies from their own skin” – Bir Kürkçü dükkanı, İsveç
“Specialist in women and other diseases” – Roma’da bir doktor kliniği
Son Yorumlar