blog.tercume.com

Tercüme ve Çeviri üzerine çalakalem…

Archive for the ‘Türk Dili’ Category

Dil, bağımsızlık ruhunun, kimlik ve milli benlik bilincinin, onur ve özgüven duygusunun temelini oluşturur. “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk, halkımızın kimlik, kişilik, onur ve özgüveni üzerinde bir çok sözüyle bilhassa durdu.

Atatürk’e göre bir ülke ancak her şeyiyle bağımsız olabilirdi. Her şeyiyle bağımsızlıktan kasıt siyaset, hukuk, teknik, bilim, eğitim, sanat, tıp, kültür ve edebiyat gibi hayatın bütün yüzüdür. Bunun başında da dil gelir, Türkçe gelir. Atatürk “Türk Kimliğini” Türkçe ile tanımlamıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki temel dâvânın; Türkçe’yi, Türk kültürü ve kimliğini yabancı boyunduruklardan korumak olduğunu defalarca dile getirmiştir. Atatürk’ün bu konudaki sözlerinden de anlıyoruz ki Türk eğitiminin, eğitimciliğinin dili, sadece ve sadece Türkçe olmalıdır.

Atatürk bu konuda neler diyor:

“Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene.” (Çok ünlü sözün birinci kısmı da budur!).

“Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin.”

“Türk milleti demek Türk Dili demektir. Türk Dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlâkının, menfaatlerinin kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk Dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”

“Ülkelerini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

“Kat’î olarak bilinmelidir ki Türk milletinin millî dili ve millî benliği bütün hayatında hâkim ve esas olacaktır.”

“Batı dillerinden hiçbirinden aşağı olmamak üzere, onlardaki kavramları anlatacak keskinliği, açıklığı haiz Türk bilim dili terimleri tesbit edilecektir.”

“Millî eğitimin ne demek olduğunu bilmekte hiçbir tereddüt kalmamalıdır. Bir de millî eğitim esas olduktan sonra onun lisanını, usulünü, vasıtalarını da millî yapmak zarureti münakaşa edilemez.”

“Türlü bilimlere ait Türkçe terimler tesbit edilmiş, bu suretle dilimiz yabancı dillerin tesirinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Bu yıl okullarımızda tedrisatın Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını kültür hayatımız için mühim bir hâdise olarak kaydetmek isterim.”

Atatürk’ün Türk bilimci ve eğitimcisine şu vasiyeti:

“Bakınız arkadaşlar, ben belki çok yaşamam. Fakat siz, ölene dek Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe’nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük, uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir.”
( Atatürk’ün sözlerinin kaynağı ve ilâve bilgiler için: Bkz. Oktay Sinanoğlu, “Atatürk ve Türk Bilim Dili”, Bilim ve Teknik , sayı 59, sff. 8-11, Ekim 1972).

“Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için bütün devlet teşkilatımızın, dikkatli, ilgili olmasını isteriz” (Söylev ve Demeçler, C. I, S. 311)

Unutulmamalıdır ki, Devletimizin birinci görevi -Anayasa’da da belirtildiği gibi- Türk adının, kimliğinin, onun için de Türkçe’nin ilelebet yaşamasını sağlamaktır. Çünkü varolma savaşında hiç ihmal edilmeyecek tek cephe bu.

Türkçeyi sevmek, Türk’çe sevmektir.

  • 1 Comment
  • Filed under: Türk Dili
  • Yabancıların gözünde Türkçe

    Dil öğrenme konusunda her dilde olduğu gibi Türkçe konusunda da bir takım söylentiler ortalıkta gezinmekte. “Türkçe öğrenmesi en zor dilmiş” ya da “Türkçe’yi yabancıların öğrenmesi neredeyse imkansız” gibi cümleleri sıklıkla duyarız. Peki nedir Türkçe’yi bu kadar zor kılan? Telaffuzu mu? Dilbilgisel yapısı mı? Alfabesi mi?

    Bu noktada ben dilbilgisel taraf üzerinde durmak istiyorum. Zira telaffuz olarak zor olduğu kabul edilse de İskandinav ve Arap kökenli dillere oranla daha kolay bir teleffuzu vardır. En azından yazıldığı gibi okunur. Alfabe olarak da zaten Latin alfabesini kullanmaktadır. İstisna olarak bazı ünlü ve ünsüz harflerin kullanımı bulunmaktadır.

    Bilindiği üzere Türkçe Ural-Altay dil ailesi grubunda yer almakta olup, en yakın olarak görünen dil de (ki aynı kökenden geldikleri sanılmaktadır) Macarca olarak görülmektedir. Ural-Altay (Altaic) dil kolundan gelen Türkçe çekimli ya da daha doğrusu sondan çekimli bir dildir? Nedir bu sondan çekim? Dili zengin kılan şey dilin dinamik yapısıdır. Her dil kendi içerisinde bu dinamik yapıyı oluşturan unsurları bir araya getirir. Türkçe için sondan çekimli dil etiketinin kullanılması ise tüm kelimelerin ekleri sonuna almasıdır. Öz Türkçe dilinde önden eklenen bir ek yoktur. Nahoş, namert gibi Arapça kökenli kelimeler dışında günümüz Türkçesinde bu tarz kelimelere çok nadir rastlarız. Bu kelimeler de zaten aslen Türkçe olarak kabul edilmemektedir.

    Türkçe’de bütün cümle unsurları sondan eklenir.

    gel – di
    ev- ler-i-n-de
    okul-a

    gibi örneklerde gösterildiği gibi Türkçe’de kelimelerin sonuna sonuna kelimeler ekleyerek onların zamirlerini, zamanlarını, ve iyeliklerini belirleyebiliyoruz. Kimi dillerde bu özelliklerin cümlede belirtilebilmesi için hem ön-eklemeli (pre-position) hem de uzun unsurlar kullanılmaktadır.

    Türkçe öğrenmeye çalışan kitlelerin hepsinin İngilizceyi ağırlıklı olarak konuştuklarını düşünürsek, durumun onlar açısından ne kadar zor olduğunu anlaması hiç de zor değil. İngilizce, Türkçe diline oranla daha özgür ve esnek bir yapıya sahiptir. Türkçe de cümle unsurları yalnızda sondan ek alabilmekte iken, İngilizce’de ise hem ön (pre-fix) hem orta (suffix) hem de son ek (affix) özellikleri bulunmaktadır. Bunların yanında önden çekim (pre-position) kullanımları da İngilizce’de sıklıkla rastlanan bir durumdur. Bu durumda İngilizce dili için önden çekimli bir dil tanımı hiç de yanlış olmaz.

    in the school > okul-da
    after the break > mola-dan sonra
    impossible > imkansız

    gibi örneklerden de anlaşılabileceği gibi İngilizce’nin ön ekler sayesinde ne kadar esnek ve zengin bir yapıya sahip olduğunu anlamak hiç de zor değil.

    Bu açıdan bakıldığında, Türkçe’nin yabancılar, özellikle İngilizce konuşanlar için ne kadar zor olabileceği aşikar. Bu demek değildir ki Türkçe’yi öğrenmek imkansızdır. Dünya da hiçbir dil yoktur ki öğrenilmesi imkansız olsun. Bu noktada söylenebilecek tek şey sanırım Türkçe’nin öğrenilmesi zor bir dil olması olabilir. Bizler için ise İngilizce öğrenilmesi zor gibi görülmektedir (her ne kadar Germen kökenli ve cinsiyet ayrımı olan İspanyolca- Fransızca- Rusça-İtalyanca gibi diller daha zor olsa da).

  • 0 Comments
  • Filed under: Türk Dili
  • Online Kullanıcılar

    Son Yorumlar

    Yazarlar

    Rastgele Alıntı

    İyi, kötü, fikir ve sanat âleminde yer almış eserlerin tercümelerini okuyunuz. Bilhassa, —eğer tercüme yapmaya niyetiniz varsa— asıllarını okuyabilseniz de yine tercümeleri okuyunuz. Çünkü iyi tercüme kadar fena tercümeden de alınacak dersler vardır. — Halide Edip Adıvar