Lokalizasyona genel bir bakış
Gabriel Garcia’nın yazdığı Cien años de soledad isimli romanın Türkçe versiyonunu okuduğunuzda, bu romanın Türkiye’nin herhangi bir bölgesine göre çevrilmesini beklemezsiniz. Bunun yerine, bunun daha çok orijinal olarak İspanyolca dilinde yazılmış bir kitap olduğunu bilir ve hikayenin de Kolombiya’da bir yerde geçtiğini bilirsiniz. Dilin orijinal versiyonundan farklı olması gerçeğinin yanında, çevirisi yapılmış hikayenin aynı yerde vuku bulan orijinali ile aynı olmasını bekler ve aynı kültürel geçmişi yansıtmasını istersiniz. Çevirisi yapılmış olsa bile, romandaki dilbilimsel nüansların, Garcia Marquez tarafından yazılan orijinal metinlerdekine mümkün olduğunca yakın olması gerekmektedir.
Bunun tam tersi de yazılım için geçerlidir. Örneğin çoğu insan, kullanmış oldukları yazılımların Amerika’nın kuzeybatısında küçük bir kasabada geliştirilmiş olması ile ilgilenmez bile. Bunun yerine, yazılımın orijinal olarak sanki kendi dillerinde geliştirilmiş olduğu izlenimini almak isterler- örn: Japonca, Fransızca, Arapça ya da Almanca gibi. Bu yüzden yazılım lokalizasyonu (yerelleştirmesi) yazılımın yalnızca dil nezdinde değil aynı zamanda hedef pazarın kültürel özellikleri doğrultusunda geliştirilmesini gerektirmektedir. Çeviri, bu işin yalnızca bir parçasını teşkil etmektedir.
Sekiz yaşındaki çocuğunuz için bir eğitim CD’si aldığınızı varsayalım. Bu CD’lerde model olarak gösterilen öğrencinin sık sık kahve içtiğini gözlemlediniz. Brezilya’da yaşayan bir çok aile bu durumu çok normal karşılasa da, Türkiye’de yaşayan aileler için aynı durum söz konusu değildir. Bu yüzden eğer geliştirmiş olduğunuz yazılımı Türkiye pazarsında satmak istiyor iseniz, bu CD’lerdeki model öğrenciye farklı bir alışkanlık- yani Türk kültürüne özgü bir alışkanlık yüklemeniz gerekecektir.
Yazılım lokalizasyonu ile iştigal olan kişiler bu tarz kültürel farklılıklara dikkat etmelidirler. Bunun aksine, bir film ya da kitap çevirisinde, kültürel farklılık buradaki kadar fazla bir öneme sahip değildir. Örneğin aileler çocukların kahve içmesini ele alan bir mantaliteyi desteklemiyorlar ise, bahsi geçen ürünü almazlar ve onun yerine başka bir ürün seçerler. Çevirmen onlar için kültürel bağlamı değiştirmeyecektir.
Bir yazılım uygulamasının başarılı bir şekilde yerelleştirilmesi anlamında dikkat edilmesi gereken unsurlardan bir diğeri de jeopolitik şartlardır. Örneğin Almanya’da, bir bilgisayar oyununun çok fazla kan ve şiddet içerikli olması, bu oyunun piyasada satışının yasaklanmasına gidecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Orijinal dillerinde uygun görünse de bazı terimler, hedef dile çevrildiğinde politik açıdan da hassas olabilmektedirler.
Aslına bakarsanız lokalizasyon, bir ürünün metinleri, menüleri, diyalog kutuları, butonları, araçları, online yardım araçları, yazılı dokümantasyonu, paketlenmesi ve CD etkikerlerinden her birinin tek tek çevirisinin yapılmasını gerektirmektedir. Bunun yanında multimedya dosyalarının çevrilmesi ve tabiki eğer üründe bir video bulunmaktaysa, bu videoların da dikkatli bir şekilde senkronize edilmesi gerekmektedir. Ancak yeniden belirtmek gerekir ki, bir dilin yalnızca tercüme edilmesinden ziyade, lokalizasyon, aynı zamanda o ürünün özel olarak bölgeye yönelik uyumunun ve yerelleştirmesinin yapılmasını gerektirmektedir. Para birimi, adres, sayı ve tarih formatlarının değişmesi gerekmekte; sıralama da buna bağlı olarak düzenlenmelidir. Bazı Asya dilleri için fontların ve font boyutlarının da değişmesi gerekmektedir. Örneğin Arapça ve İbranice bilindiği üzere sağdan sola yazılmakta ve bu durum yalnızca yazılar için geçerli bulunmamaktadır. Aynı zamanda arayüzün (UI) – buyonlar, menüler ve diyalog kutularının da buna bağlı olarak sağdan sola düzenlenmesi gerekecektir. Sonuç olarak, eğer ürünün Asya dilleri, Arapça ya da İbranice gibi dillere lokalizasyonu planlanmakta ise, bu gibi faktörlerin en başta göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Nihai olarak ortaya çıkan yerelleştirilmiş yazılımın, kullanıcının ana dilinde hazırlanmış ve tasarlanmış olduğu izlenimi vermesi gerekmektedir.
Yerelleştirmesini yapmış olduğunuz ürünü, birden fazla dil konuşulan bir bölge ya da ülkeye göre yapmanız gerekebilir. Ancak bu gibi yerlerde de yine de ortak bir dil ve kültür kullanımı bulunacaktır. Örneğin, Meksika’da ana dil İspanyolca olmasına rağmen, Náhuatl, Huave, Totonaco gibi bir çok kabile dili bulunmaktadır. Yerelleştirilmiş olan bir ürün, ana dili yerelleştirilen dil olmayan ülke ve bölgelerde de pazarlanabilmektedir. Örneğin yerelleştirmesi yapılan bir yazılım aynı anda birden fazla ülkede (bu ülkelerin aynı kültürü paylaştığı varsayılarak) pazarlanabilmektedir. Örneğin Fransızca 53’ten fazla ülkede konuşlmaktadır ve benzeri şekilde Arapça 23’ten fazla ülkede kullanılmakta.

Yorumlar
Düşüncelerinizi bizimle paylaşın...
Yorumunuzla birlikte fotonuzun da görünmesini istiyorsanız gravatar adresine gidiniz.
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.