Tercüme ve Çeviri üzerine çalakalem…
17 Şub
Söz konusu ‘adil yargılanma hakkı’olunca para araç olmaktan çıkıyor
İnsan hakları içerisinde en hayati öneme sahip olanlarından bir tanesi kişiler adil yargılanma hakkı olduğu söylenmektedir. Bu nedenledir ki demokratik ülkelerde “hukukun önünde eşitlik” ilkesi demokrasiyi kuran temel taşlarından biridir.
Ancak günümüzde ülkelerin giderek çok kültürlü olmasından dolayı doğan dil engeli, kişilerin bazı hakları konusunda sorunlar ortaya çıkarabiliyor. Böylece kişinin diğer vatandaşların yararlanmış olduğu haklardan yararlanmasında bazı engeller doğabiliyor.
Örneğin 2007 yılında İngiliz pop yıldızı Amy Winehouse uyuşturucu bulundurmadan dolayı Norveç’te yakanlandığında, İngilizce dilini akıcı şekilde konuşan polis memurları olmasına rağmen, ünlü yıldızın avukatı sorgulama sürecinde yeterli becerilere sahip tercüman eksikliğinden yakınmış ve ünlü şarkıcının adil danışmanlıktan faydalanamadığını belirtmişti.
İngiltere’de ise, Lincolnshire Polisi geçtiğimiz günlerde, 50’den fazla dili kapsamak kaydıyla, yıllık olarak 300.000£’dan fazla miktarda paranın tercüme için harcandığını dile getirdi.
Doğal olarak tercüme, yabancı ülkelerde zan altındaki tutukluların ya da şüphelilerin adil yargılanmadan faydalanmaları açısından bir gereklilik ve çoğu ülke polisinin normal standartlarına almış olduğu bir işlemdir.
Yalnızca İngilitere’de, son 4 yıl içerisinde polisin tercüme masrafları 13.5 milyon pound’tan 22 milyon pound’a yükselmiş ve bazı birimlerin “Language Line” (Dil Hattı) adı verdikleri uluslararası bir hizmeti kullandıklarını belirtmişlerdir. Bu uluslararası system ile polis memurlar telefon üzerinden tercümanlar ile üç yollu diyalog kurabilmekte ve özellikle bu durum kısa süreli ve gerçek zamanlı tercüme ihtiyacı olduğu durumlarda çok işe yaramaktadır.
Ancak sonuç itibariyle yapılan bu harcamalar, yalnızca İngiltere hukuk sisteminde tercüme konusuna olan artan sayıdaki ihtiyaca işaret etmiyor, aynı zamanda da dile ve culture bakılmaksızın adil yargılanma gücünün sağlanmasına, diğer bir ifadeyle hayati önem taşıyan bir insan hakkının altını çiziyor.
24 Ağu
Geçtiğimiz günlerde Amerika’daki Washington Post gazetesinde Google tarafından oluşturualacak olan yeni google Tercüme Merkezi hakkında bir yazı yayımlandı. (şu anda tam olarak kullanılabilir durumda değil. Normal google hesabınızla şu anda siteye giriş yapamıyorsunuz.) Gazete makalesinde, Tercüme Merkezi’nin bazı ekran görüntülerini görebileceğiniz google Blogoscoped sayfasında ilginç bir makalede linkini bile bulabilirsiniz.

google tercüme
Hali hazırda bu system, Google’ın var olan dil araçlarının enteresan bir bileşimi olarak görülmekte, yani “Önceki çeviriler” için kaynak ve hedef metinleri içeren online bir tercüman ortamı ile isteğe bağlı olarak gerçekleştirilebilecek olan canlı tercümanlara erişim (bu kısım SDL tarafından sağlnan Click2Translate hizmetine benzemektedir.)
Google Blogoscoped adresinde yer alan makalenin bence en ilginç yönü, yardımcı editor Tolny Ruscoe’nun Google’nin “insanlar tarafından yapılan çevirinin daha önceki çevirler ile eşleştirilmesi” noktasında getirmiş olduğu yorumdu. “Bu aslında sektörde Tercüme Hafızası diye adlandırılan şeyin ta kendisi” diye yorumladı. Bu durum tabiki Tercüme Merkezi tarafından oluşturulan TM’lerin (Çeviri Hafızalarının) sahiplik hakları konusunu gündeme getirmektedir.
Makalenin sonunda Philipp Lenssen, “Google şimdi soru işareti yaratan bir çok sayfa ve dosyayı kaldırdı.” dedi ancak bu site yine de göz atmaya değer bir tercüme web sitesi.
24 Ağu
CHP’li Kemal Anadol, katıldığı bir konferansta konuştu. AB’den gelen yetkililer Anadol’un konuşmasının tek kelimesini anlamadı çünkü, simültane tercüme yapılmadı. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) düzenlenen 4’üncü Uluslararası Dünya Ekolojik Koruma Kongresi’nin açılışında konuşan CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, AB ülkelerinin Tuna nehri yoluyla Karadeniz’i adeta bir ölü deniz haline getirdiğini vurgulayarak, “Avrupa Birliği ülkeleri, Türkiye’nin iç siyasal ve politik sorunlarına gösterdikleri ilginin yarısını, Türkiye’nin muhatap olduğu çevre sorunlarına göstersinler” dedi. Türk katılımcıların ilgiyle izlediği konuşma salonda simültane çeviri olmaması nedeniyle Avrupa Birliği’nden gelen yetkililer ve akademisyenler tarafından anlaşılamadı. Konuşmacılar simültane çeviri olmamasına serzenişte bulunurken, Avrupa’dan gelen bilim adamlarının ve yetkililerin konuşmaları da Türkçe’ye çevrilmedi.

Kemal Anadol
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, İNTEN Synergy ve AB Çevre Direktörlüğü tarafından düzenlenen 4’üncü Uluslararası Dünya Ekolojik Koruma Kongresi, KTÜ Osman Turan Kongre Merkezi’nde başladı. Sadece konuşmacıların katıldığı ve salonun büyük bölümünün boş kaldığı kongrenin açılışına, programda konuşma yapacakları belirtilen Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, Trabzon Valisi Nuri Okutan ve KTÜ Rektörü Prof.Dr. İbrahim Özen başka programları olması nedeniyle katılmayarak vekillerini gönderdi. Kongrenin açılış törenine Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki üniversitelerden akademisyenler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi yetkilileri katıldı.
Açılışta konuşan İNTEN Synergy Başkanı Prof.Dr. Ersi Kalfaoğlu, kongrenin ekolojik sorunların çözümünde yol gösterici olmasını dilediğini söyledi. KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Şinasi Aydemir ise, dünya ekolojisinin pek çok yönden tehdit altında olduğunu vurgulayarak, “Yenilenebilir enerji kaynakları alternatif olarak görülmektedir. Kongremizde bu konular ele alınacak” dedi. Avrupa Komisyonu Çevre Direktörü George Kremlis ve Roma Uluslararası Çevre Mahkemesi Direktörü Amadeo Postigliogne de konuşmalarında, kongrenin çevre konusunda güzel sonuçlar doğurması dileklerini iletti.
KTÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Necati Tüysüz ve Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu’nun konuşmalarının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Trabzon’un Karadeniz’in önemli kentlerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Burada bir feryadı dile getirmek, sözlerimi AB’nin çevreyle ilgili yetkililerine de duyurmak istiyorum. Karadeniz dünyanın en güzel denizlerinden biridir. Karadeniz’in içinde bulunduğu coğrafya, Karadeniz’in flora ve faunası, kalkan balığı gibi dünyanın hiçbir denizinde olmayan canlı türleri çok büyük tehdit altındadır. Bu tehdit doğrudan Avrupa’dan gelmektedir. Bulgaristan ve Romanya’nın AB’ye tam üye olmasından sonra Tuna nehrinin sahibi AB coğrafyası olmuştur. Doğduğu yerden döküldüğü yere kadar Tuna nehri AB nehri haline geldi. Karadeniz bir iç deniz ve ölü deniz olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Çevre hukukunun en temel ilkelerinden biri; kirleten öder. Karadeniz eğer yok olacaksa çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacaksa bunun müsebbibi AB ülkeleridir. Karadeniz çok ağır metallerle Tuna nehri tarafından tehdit edilmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri, Türkiye’nin iç siyasal ve politik sorunlarına gösterdikleri ilginin yarısını, Türkiye’nin muhattap olduğu, tehdit altında olduğu çevre sorunlarına göstersinler. Umarız bu kongrenin sonunda da Kopenhag ve Maastrich kriterleri gibi Trabzon kriterleri oluşur” dedi.
Bu arada kongre salonunda simültane çeviri olmaması ve Kemal Anadol’un konuşmasını Türkçe yapması nedeniyle Avrupa’dan gelen katılımcılar bu sitemi anlayamadı.
ÇEVİRİ ELEŞTİRİSİ
Anadol’un ardından söz alan AKP Trabzon Milletvekili ve TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Prof.Dr. Cevdet Erdöl de, salonda simültane çeviri yapılmamasına sitemde bulunarak, “Keşke çeviri olsaydı. Bu bizim eksikliğimiz. Katılımcı sayısının az olmasını da önemsemiyorum. Altın da azdır ama değerlidir. Buradan çıkacak sonuçların yasama organında görevli birisi olarak bize yükleyeceği tüm sorumlulukları çözmeye de hazırız” dedi.
Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu da, çevrenin son yıllarda yükselen bir değer olduğunun altını çizerek, “Bakanlık olarak kirlilik izlemesiyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Karadeniz’in yüzde 50’si diğer ülkeler ve uluslararası faktörler tarafından kirletiliyor. Kyoto protokolüne taraf olmasak da taraf olan ülkeler kadar çalışma yapıyoruz. Hedefimiz 2012’de ülkemizin her yerinde çevre düzeni planını tamamlamak. Ayrıca 2012 yılına kadar Belçika büyüklüğünde bir alanı ağaçlandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Kalfaoğlu, konuşmasının son bölümünü ise, “Şu ana kadar söylediklerimi yurtdışından gelenler anlayamadı” diyerek İngilizce yaptı.
Açılışın son konuşmasını yapan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Arif Korkmaz ise, “Her Trabzonlu olarak katılımın azlığı nedeniyle üzüldüm. Avrupalı dostlarımıza bunu anlatacak yabancı dilim yok. Çevirmenizi rica ediyorum. Trabzon aslında çevre ve ekolojiye ilgisiz değil. İncelediğimiz kadarıyla da çok değerli bilim adamları katılıyor. Dinleyici – izleyici katılımının az olmasının nedeni de bir iletişim eksikliği olabilir. Trabzon’a lütfen haksızlık edilmesin” diye konuştu.
Yabancı katılımcıların Türk konuşmacıları, İngilizce bilmeyen Türk katılımcıların da yabancı konuşmacıları anlayamadığı kongrenin açılışının ardından kahve arası verildi ve ilk oturuma geçildi.
Hürriyet
24 Ağu
Online takip internet sitesinin yapmış olduğu bir çalışmaya göre, Haziran 2007′den bu yana sosyal ağ sitelerininin küresel kullanımındaki artış yüzde 25 lere varmış durumda. Amerika’da ise bu durum her yıl yüzde dokuz olmak üzere artmaktadır.

facebook görüntüsü
Sprechen Sie Social Network?
Dünya genelindeki sosyal ağ kullanımının artmasını, sanatç Laurie Anderson’un “Dil bir Virüstür” isimli şarkısındaki gibi bir performans çeşitliliği gibi düşünelim. Facebook, Hi5, Friendster, Orkut ve Bebo gibi sitelerin dil ve tercüme anlamındaki gayretleri, sosyal ağ (social networking) kullanımının bir virus gibi yayılmasındaki en önemli etkenlerden. comScore firmasının verilerine gore bu artış Orta Asya/Afrika’da %66, Avrupa’da %35, Latin Amerika’da %33 ve Asya’da %23 şeklindedir.
comScore baş analizcisi Andrew Lipman, “Bu ve benzeri ABD markalarının uluslar arası pazarlardaki ölçeklenebilirliği büyük bir faktördür”, dedi. “Özellikle Facebook ve Hi5’e bakarsanız, yapmış oldukları arayüz tercüme ve hokum sürdükleri pazarlardaki kültürel farkları göz önünde bulundurma gibi faaliyetler, dünye genelinde kaydadeğer şekilde artış göstermelerine yol vermiştir.”
Hi5 pazarlama müdür yardımcısı Mike Trigg, “Tercüme kapıyı açar ve diğer herşey onu takip eder”, dedi. Tercümesi olan sosyal ağ sitelerinin, siteye katkıda bulunan kullanıcı sayısı daha fazla olmaktadır.
“Dil hizmetleri ve içerik, Facebook’un uluslararası sıralamada en tepeye çıkmasında anahtar bir rol oynamıştır”, dedi Zia Daniell Wigder.
“Bu yılın başına kadar herhangi bir tercüme hizmetleri yoktu. Myspace ya da Hi5 gibi yerelleştirilmediği için Facebook, çıtanın altında bulunmaktaydı. “İngilizce konuşan topluluklarda gerçekten çok iyi ilerliyorlardı ancak gerçek anlamda büyüme ancak yerelleştirme işleminden sonra gerçekleşmiştir”.
Tercümeyi bulmak…
5. yaşını kutlayan Hi5′da kullanıcılar, kendi hikayelerini anlatan foto ve blogların yanında, sitenin diğer dillerde ve kültürlerde de hizmet verebilmesi için, Birleşmiş Milletler çevirmenlerinin internet versiyonu şeklinde çalışmaktadırlar.
Trigg, “tercüme tam bir ziyaretçi kaynağı” dedi. “Üyelerimizin farklı kelimelerin tercümelerini sunabileceği bir tercüme aracımız me“cut. Kelimelerin farklı teleffuz ve anlamları, kullanıcılar tarafından işaretlenen kelimeler ve topluluğun doğruluk konusunda vermiş oldukları puanlar”.
Son Yorumlar