Tercüme ve Çeviri üzerine çalakalem…
19 Eyl
Dil öğrenme konusunda her dilde olduğu gibi Türkçe konusunda da bir takım söylentiler ortalıkta gezinmekte. “Türkçe öğrenmesi en zor dilmiş” ya da “Türkçe’yi yabancıların öğrenmesi neredeyse imkansız” gibi cümleleri sıklıkla duyarız. Peki nedir Türkçe’yi bu kadar zor kılan? Telaffuzu mu? Dilbilgisel yapısı mı? Alfabesi mi?
Bu noktada ben dilbilgisel taraf üzerinde durmak istiyorum. Zira telaffuz olarak zor olduğu kabul edilse de İskandinav ve Arap kökenli dillere oranla daha kolay bir teleffuzu vardır. En azından yazıldığı gibi okunur. Alfabe olarak da zaten Latin alfabesini kullanmaktadır. İstisna olarak bazı ünlü ve ünsüz harflerin kullanımı bulunmaktadır.
Bilindiği üzere Türkçe Ural-Altay dil ailesi grubunda yer almakta olup, en yakın olarak görünen dil de (ki aynı kökenden geldikleri sanılmaktadır) Macarca olarak görülmektedir. Ural-Altay (Altaic) dil kolundan gelen Türkçe çekimli ya da daha doğrusu sondan çekimli bir dildir? Nedir bu sondan çekim? Dili zengin kılan şey dilin dinamik yapısıdır. Her dil kendi içerisinde bu dinamik yapıyı oluşturan unsurları bir araya getirir. Türkçe için sondan çekimli dil etiketinin kullanılması ise tüm kelimelerin ekleri sonuna almasıdır. Öz Türkçe dilinde önden eklenen bir ek yoktur. Nahoş, namert gibi Arapça kökenli kelimeler dışında günümüz Türkçesinde bu tarz kelimelere çok nadir rastlarız. Bu kelimeler de zaten aslen Türkçe olarak kabul edilmemektedir.
Türkçe’de bütün cümle unsurları sondan eklenir.
gel – di
ev- ler-i-n-de
okul-a
gibi örneklerde gösterildiği gibi Türkçe’de kelimelerin sonuna sonuna kelimeler ekleyerek onların zamirlerini, zamanlarını, ve iyeliklerini belirleyebiliyoruz. Kimi dillerde bu özelliklerin cümlede belirtilebilmesi için hem ön-eklemeli (pre-position) hem de uzun unsurlar kullanılmaktadır.
Türkçe öğrenmeye çalışan kitlelerin hepsinin İngilizceyi ağırlıklı olarak konuştuklarını düşünürsek, durumun onlar açısından ne kadar zor olduğunu anlaması hiç de zor değil. İngilizce, Türkçe diline oranla daha özgür ve esnek bir yapıya sahiptir. Türkçe de cümle unsurları yalnızda sondan ek alabilmekte iken, İngilizce’de ise hem ön (pre-fix) hem orta (suffix) hem de son ek (affix) özellikleri bulunmaktadır. Bunların yanında önden çekim (pre-position) kullanımları da İngilizce’de sıklıkla rastlanan bir durumdur. Bu durumda İngilizce dili için önden çekimli bir dil tanımı hiç de yanlış olmaz.
in the school > okul-da
after the break > mola-dan sonra
impossible > imkansız
gibi örneklerden de anlaşılabileceği gibi İngilizce’nin ön ekler sayesinde ne kadar esnek ve zengin bir yapıya sahip olduğunu anlamak hiç de zor değil.
Bu açıdan bakıldığında, Türkçe’nin yabancılar, özellikle İngilizce konuşanlar için ne kadar zor olabileceği aşikar. Bu demek değildir ki Türkçe’yi öğrenmek imkansızdır. Dünya da hiçbir dil yoktur ki öğrenilmesi imkansız olsun. Bu noktada söylenebilecek tek şey sanırım Türkçe’nin öğrenilmesi zor bir dil olması olabilir. Bizler için ise İngilizce öğrenilmesi zor gibi görülmektedir (her ne kadar Germen kökenli ve cinsiyet ayrımı olan İspanyolca- Fransızca- Rusça-İtalyanca gibi diller daha zor olsa da).
Son Yorumlar